Zişan

0
İsmetpaşa Ortaokulu… Düzce’nin en güzel devlet okullarından biri. Köklü, düzenli, sıcacık bir okul. Benim içinse yeni bir başlangıcın adı oldu. Güvenlik görevlisi olarak göreve başladığım ilk haftaydı. Ortaokulun telaşına, çocukların sesine, teneffüslerdeki koşuşturmacaya alışmaya çalışıyordum. Sabahçı ve öğlenci olarak ikiye ayrılan okulda, ben tüm gün görevdeydim. Her şey sıradandı; ta ki her akşamüstü beşe doğru, güvenlik kulübesinin önüne gelen o küçük kızı fark edene kadar… Her gün aynı saat. Ellerini önünde birleştiriyor, sessizce duruyordu. Ne konuşuyor, ne rahatsız ediyordu. Sadece bakıyordu… Okulun bahçesine, koridora, bazen bana…En çok bana…:) Teneffüs zili çaldığında, öğrenciler dışarı taşarken o hep aynı yerdeydi. Öğretmenler zili çalıyor ama o hâlâ bekliyordu. Karanlık çökene kadar. Dördüncü gün artık dayanamadım. Biraz sohbet ettik. Adının Zişan olduğunu öğrendim. Ama fazla detay vermedi. Utangaç, sessiz ama dikkatli bir çocuktu. O akşam vedalaşırken, birden döndü bana baktı ve dedi ki: “Güvenlik abla… Sende benim gibisin, değil mi? Karanlıktan korkuyor musun? Ama hiç korkma, tamam mı? Ben seni bekliyorum.” O an içimden bir sıcaklık geçti… O an kalbimden kocaman bir aydınlık geçti… Bir çocuğun kalbiyle, bir meleğin sessiz şefkatiyle söylenmişti bu cümleler. Dört gündür kendisi karanlıktan korkmasına rağmen, benim karanlıkta yalnız kalmamam için orada bekleyen bir çocuk… Bir çocuk kalbinin, bir vicdanın, bir insanlığın özeti gibiydi. Bazı dersleri kitaplardan değil, kalpten öğreniyoruz. ZİŞAN bana bunu öğretti. Hayatı, çocuk kalbiyle yaşamak lazım. Çocuk temizliğiyle, çocuk sadeliğiyle… Korkmadan, karşılıksızca sevmekle. Ve bazen bir ZİŞAN gibi… Sessizce birinin yanında durarak. Koruyup, kollayarak. Sadece “orada” olarak… Ezcümle; Çünkü çocuklar sadece büyümezler; bazen bize insan olmayı yeniden öğretirler.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)