Yarından Korkma!

0
Bir dönem abime şoförlük yaptım, Tuhaf adamdı, Tıpkı Şaban filmindeki gibi tuhaf ritüelleri vardı. Borsa seanslarını doğada yapmayı severdi. Dağ, bayır, kır, dere demeden gezer; doğanın içinde seansları tamamlar, günü bitirirdik. Bir gün yine öyle bir seans arasında, Aydınpınar’daki evime uğradık. Abim telaşla dolaptan su istedi. Buz gibi bir su! Oysa benim, çocukluğumdan, yetimliğimden kalma annemdenkalma bir huyum, bir öğretim vardı: Ne olur ne olmaz diye, yarın ne getirir bilinmez diye, dolaba her şeyi tıka basa doldururdum. Buzdolabı nefes alamayacak kadar doluydu, içine bir şişe su bile sığmazdı. Abim istediği soğuklukta suyu bulamayınca öfkeyle bağırmaya başladı. “Evrene kıtlık felsefesi yayıyorsun! Bu psikolojiyle yaşarsan, yokluk senin kaderin olur!” Azarladı, susmadı bir süre. Ben sustum. Sonra yeniden arabaya bindik, yola devam ettik. Öyle ya, ben şofördüm, o patron. 🙂 Dağlar, bayırlar, vadiler aştık. Sonra Hacı Dayı’nın olduğu yere geldik. Garson geldi, siparişleri aldı. Abim iki kişilik masaya bir köri soslu, iki köri soslu, iki de mantar soslu tavuk söyledi. Yanına hem bulgur hem pirinç pilavı ekletti. İçimden söylendim: “Biz iki kişiyiz, bunları kim yiyecek?” Ama sustum. Çünkü hâlâ alıngandım, hâlâ biraz kırgındım. Yemeklerimizi yedik, çaylarımızı içtik, tekrar yola çıktık. Konuralp’in sırtlarından, Emine Aşma’dan, Nasırlı’dan geçtik… Kurtsuyu Mezarlığı’nı aştık, köyün çıkışının olduğu yere vardık. Bir anda abim “Dur Ayferciğim, dur!” dedi. Arabayı hemen kenara çektim. Abim, ayağının dibinde duran iki paketi bana uzattı, Birinde mantar soslu bulgurlu tavuk, diğerinde köri soslu pirinçli tavuk vardı. Sonra yola doğru işaret etti: “Görüyor musun?” Gözlerimi çevirdim. Yolun kenarında, tüyleri dökülmüş, zayıf, ürkek bir köpek bize bakıyordu. Allahım dedim , köri soslu mantar soslu olmasa yiyemezdi sanki.. Arabadan indim. Yavaşça abimin verdiği yemekleri yol kenarına bıraktım. Köpek önce çekindi, sonra yaklaşıp yemeye başladı. O kadar açtı ki… Sessizce izledik. Bir film sahnesi gibiydi. Donakaldım. Hiç konuşamadım. Abim, gözlerimin içine baktı ve dedi ki: “Ayferciğim… Allah bir şeyi sana rızık olarak nasip ettiyse, annesi bile arasa vakit bulamayan bir adama en güzel yemekleri aldırır, bir araba kiralatır, bir şoför tutturur, senin rızkını ayağına kadar yollatır. Dağın başındaki uyuz itini unutmayan Allah seni asla unutmaz, Allah’a güven Yarından korkma.” O an içimde bir şey değişti. Kıtlık korkusunun yerini, şükür aldı. Ben; Yarından korkmamayı, rızkın yolunu bulduğunu o gün öğrendim.

Yorum Gönder

0Yorumlar

Yorum Gönder (0)